KUDÜS / Zamanın Durduğu Kent

DSC02808-001

Planlanmış yolculukların bir gün öncesinde , stres gibi belirtiler veren  belli belirsiz bir heyecan kaplar yıllardır içimi. Eğer ki bir de gece yarısı veya sabaha karşı hareket etmem gerekiyorsa , çekilecek olan perişanlığı bilerek birkaç saat uyumayı planlarım. Tabii ki o bahsettiğim heyecandan dolayı bunu hiçbir zaman başaramam.

Yine sabahın erken saatlerinde bir uçak yolculuğu ile başlayacak olan seyahat öncesi tüm hazırlıklar yapıldı. Son kontrollerle birlikte unutulmaması gerekenler ! önceliği de  gözden geçirilerek uyku planlaması yapıldı. Sonucu  – beklenmesine karşın  – yine hüsran olan bu başarısız girişim sonucunda uçak ile yolculukların en kıvranılan , en tatsız bölümü olan havaalanı kısmında ki seri eziyetlerin yaşanması için uçuş saatinden birkaç saat önce havalimanına gittim. Orada olanları anlatmak istemiyorum. Zaten başka bir yazımda da bahsetmiştim havalimanları hakkında ki konfordan!.

Bu defa ki rota yol kısa olmasına rağmen aklımda çeşitli heyecanlara yol açıyordu. Binlerce yıldır  , milyarlarca insanın ve büyük dinlerin kutsal kabul ettiği , uğruna büyük savaşların yapıldığı , suların bugün bile durulmadığı Kudüs rotamızın odağındaydı. Antalya üzerinden Tel Aviv ‘ e ulaşıp , sonrasında Kudüs ziyaret edilecek ve ölüdeniz olarak adlandırılan Lut Gölü de görülecek yerler arasındaydı.

Bütün bu planlar arasında az bir zamana sıkıştırılmış tüm gezilerde olabileceği gibi bir takım aksamalar bekliyordum tabii ki. Bunları düşünürken havalimanı eziyetlerini bir çırpıda atlatmış olduğumu gördüm. ( Bir itiraf yapmak gerekirse, bu eziyetlerin İsrail tarafında ki uygulamalarını görünce bugüne kadar yapılanlar animasyon gösterisi gibi duruyordu. )

Antalya çıkışlı bir Tel Aviv uçuşu yaptığımızdan yolculuğumuz beklediğimizden kısa sürdü. Bunun nedeni yıllardır devamlı olarak karışıklığını gazetelerden okuyup , TV den seyretttiğimiz bir bölgenin / ülkenin bizlere bu kadar yakın bir mesafede olduğunu tahmin edememekmiş. İsrail’in Tel Aviv kentinde ki Ben Gurion havalimanına indiğimiz de bunca seyahat yapmama rağmen daha bir garip hisler kapladı içimi. Ülkenin devamlı bir güvenlik endişesi ile yaşadığını havalimanından itibaren görmeye başlıyorsunuz. Ellerinde , omuzlarında otomatik tüfekleri ile güvenlik görevlileri her yerde olağan bir manzara olarak çıkacak karşımıza sanırım.

Havalimanında bir problem yaşamadan çıkıyoruz pasaport kontrolünden. Sıcak bir hava var. Mayıs ayı olmasına rağmen sabahın erken saatinde bunaltıcı bir hava sarıyor etrafımızı. Havalimanından çıkıp Şehir merkezine doğru giden bir otobüse biniyoruz. Alışık olmadığım bir çevre görüntüsüne sahip olduğu görülüyor ilk izlenimlerin olarak. Çöl havası veren çorak arazilerin yanında , zorlama gibi sanki bir kolaj olarak yerleştirilmiş yeşillikler , su görüntüleri karışıyor kısa yolculuk esnasında. Değişik bir hava , değişik bir mimari. Uçak inişe geçtiği sırada Yafa üzerlerinde denizin , limanın , dalgakıranların görüntüsü bambaşka bir coğrafya hissi doğurmuştu. Ancak şu anda belirli yerleri ülkemize benzemesine rağmen içerilere girildikçe Ortadoğu havası daha iyi hissediliyor. Yafa ve Tel Aviv bitişik yerler. Biz oradayken aynı belediyenin alanında oldukları ancak Tel Aviv’lilerin kendilerini Tel Aviv’li olarak tanıttıkları söylenmişti.

Kısa bir Tel Aviv turu yaptık. İsrail’in alanı düşünüldüğünde büyük bir şehir. Sosyal hayatının ileri seviyede olması , halkın moralinin yüksek tutulması açısından yatırımlar yapıldığı , şehrin güzelleştirildiği ve sosyal , spor olanakların fazlalığı hemen hissediliyor. Her şeyiyle normal ve düzgün bir şehir. Kahvelerimizi içip sabah kahvaltısı niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra. Asıl görülmesi gereken noktalara gitmek için programımız doğrultusunda hareket ediyoruz.

Kudüs , bu seyahatin odak noktası. Tel Aviv – Kudüs arası yaklaşık 60 Km.lik bir mesafe . Ancak yoğun bir trafik var. Etrafı , yeni kurulan şehir dışında ki yerleşim birimlerini seyrederek 1 saat gibi bir sürede ulaşıyoruz Kudüs’e. Kudüs , Semavi dinlerin kutsal kabul ettiği noktaları olmasından , tarih boyunca savaşlara ve sahip olma hırslarına sahne olmasından ve şu an süren siyasi kargaşasından ötürü etkileyiciliğini artırıyor. Zamanın durduğu şehir olarak adlandırılan Kudüs bu sıfatı fazlasıyla hakediyor. Öylesine bir zaman tüneline giriyorsunuz ki sanki bir film seti , bir sahne gibi. Etkilenmemek elde değil bu kutsal şehirden. Etrafta ki her şeyin , her taşın , her kumun bir hikayesi var neredeyse. Tarih boyunca 32 defa yıkılıp , yeniden kurulduğundan bahsedilen Kudüs , en büyük onarımlardan birini Kanuni Sultan Süleyman döneminde geçirmiş. Şehir kutsal mekanları korunarak tamamen yenilenmiş.

Kudüs öylesine dolu ki. Hz. Muhammedin miraca yükseldiği muallak taşından , Hz.İsa’nın çileli yolu olarak bilinen çarmıhla yürütüldüğü Via dolorose , sonrasında çarmıha gerildiği yere yapılan Holly Sepulchre kilisesi ,yatırıldığı mermer , Hz. Davud’un mezarı  türbesi , İslamiyetin en kutsal üçüncü mekanı olan Kubbet üs sahra’nın da bulunduğu mescidi aksa alanı ve camii , Hz.Davud ve Hz.İsa nın doğum yerleri olarak inanılan Bethlehem , Hz.Süleyman’ın tapınağından kaldığı sayılan duvara verilen ismiyle Ağlama duvarı  ve tabii ki Zeytin dağı.

Zeytin Dağı bile tek başına öyle hikayelere sahip ki! Zeytindağ aslında bir tepe. Rivayete göre Tufan dan sonra Nuh peygambere kara parçası olduğu haberini veren güvercinin getirdiği dal parçası bu dağa ait. Yine Hristiyanların ritüellerinden Hz.İsa’nın son yemeği bu dağın eteklerinde yenildiği belirtiliyor. Binlerce yıllık zeytin ağaçları da bu bölgede ve  Hz İsa ‘nın buralarda çok zaman geçirdiğine inanılıyor. Çok büyük bir mezarlık bu dağın eteklerinden eski şehrin başlangıcına kadar gidiyor. Hatta burada bir mezar yeri almak için çok büyük paralar ödendiği biliniyor. Nedeni ise, kıyamet koptuğunda sırat köprüsünün burada kurulacağının ve ilk dirilenlerin buradakiler olup sorgusuz cennete gidileceğine olan inanç.

Kudüs , yapı olarak Müslüman , Hristiyan , Musevi ve Ermeni olmak üzere 4 mahalleye bölünmüş durumda ancak bu ayrışmayı pek hissetmiyorsunuz. Hem kutsal yerlerin birbiriyle yakın olması hemde bir yerin bir diğeri içinde kutsal sayılmasından dolayı net bir ayrım yok. Sıkı güvenlik önlemleri burada da kendini hissettiriyor tabii. Çarşıları  ,dar sokaklarında gezenleri bayıltan satıcıları olmasa da bir dükkana girdiğiniz de sıkı bir şekilde ilgileniyorlar. İbranice , Arapça birbirine karıştığı gibi Türkçe bilen ciddi bir sayıda esnaf var. Bu kadar kutsal inancın toplandığı ve hissedildiği bir yerde ,  neden bu kadar inanan insanın birbirlerine bu kadar düşman olduğunu anlamak çok zor.

Ancak Kudüs , belki de tekrar gelinmesi ve dünya gözüyle görülmesi gereken , hissedilecek pek çok detayı olan gizemli bir kent. Yıllarca sahip olmak için verilen mücadeleler belki de bu yüzden.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>