Kaşif’in Günlüğü

Bazen harika anları ve görüntüleri kesfet.tv olarak bizler de yaşıyoruz ancak kimi zaman aktaramadığımızı , aktarmakta eksik kaldığımız , işin sanat yönüyle birlikte doğru insanlarla hep profesyonel kişilerle götürmeli.. Norveç’in tanıtımı için çekilen kısacık doğa ve trekking görüntüleri.. Bizler de çok daha iyilerini keşfedip , yaşayıp , bulup maalesef ki satamıyoruz. Yürüyüşler de yer alanların görüntülemeye hem çok meraklı hemde küçük büyük paralar harcamalarına rağmen! Belki benzer görüntüler için ( ne şartlar da , hangi ekipmanla , nasıl bir ekiple çekildiğini bilen biri olarak ) harekete geçer ve kesfet.tv de yayınlama onuruna sahip oluruz. Kimbilir belki de biz çekimlerine başlarız , belki de başlamışızdır !..

İki dakikanızı ayırın ve izleyin lütfen..

Kapak resmi : www.norwaytalk.com

Kesfet.tvYaban Keçileri” grubu ile Alakır Vadisi’nin Kumluca ovasına açıldığı bölgedeki doğa yürüşündeydi. Yürüyüş öncesi, HES‘lere karşı santral önünde “Alakır Nehri Özgür Aksın” yazılı bir pankart açıldı.

Yaban Keçileri” nden Turan Güvenç “Alakır’ın üzerine yapılması planlanan Hidroelektrik santrali projelerini protesto için buradayız. Bu projelerin 2 tanesi tamamlanmış durumda. Kalanlarda hayata geçecek olursa, suyumuz kanal ve borular içine hapis edilecek, toprakla bağlantısı kesilecek. Suyun topraktan ayrılması bu vadinin yok olması demektir.” dedi. 29.04.2012

(Resimlerin büyük halleri için üzerine tıklayınız!.)

Yaban keçileri "Alakır" da..kesfet.tv yanlarında..

 

mevsimi olduğunda doyumsuz papatya tarlaları Alakır'da..gezmek özgürlüktür , kesfet.tv geziyor.

 

Alakır'ın en güzel görüntülerinden belki de.. kesfet.tv kaşifleri için doyumsuz anlar

 

Alakır da papatya dolu tepelerde yorgunluk atan yaban keçileri ve kesfet.tv

 

Bırakın özgür aksın ALAKIR. kesfet.tv

 

Alakır güzellik dolu.. kesfet.tv

 

 

Gezgin olmak , gezen olmak ve keşfetmek . Bunlar tabii ki güzel şeyler. Ancak daha da güzel tarafı bunları paylaşmak olduğundan gezilerimizin dışında ki tüm keşiflerimizi küçük paylaşımlarla “Kaşifin günlüğü”ne eklemeye devam edeceğim .

Antalya’da son zamanlar da kaliteli ürünler sunan , markalaşma yolunda zincir şubelerle büyüyen büyük şehirler de bir çok şubesi olan restaurantlar açıldı. House cafe , kitchenette , midpoint , big cheefs bunlardan bazıları. Kimi zaman dışarıda ki boş zamanların içini dolduran mekanlar bunlar. Hepsiyle ilgili görüşlerimiz , beğendiğimiz veya beğenmediğimiz yönleri var. Kişiden kişiye değişen bu görüşler tartışılması ve sonucunda karar verilmesi en zor olan kısım. “ Zevk “ olarak adlandırıp geçiyoruz bizde.

Genel görüşüm yeni açılan Burger restaurantları da dahil olmak üzere şehrin önemli ölçüde çehresini değiştirdikleri. Ne kadar uzun ömürlü olurlar gibi konular sosyo – ekonomik detaylar. Bizim keşiflerimizle bir ilgisi yok.

Kitchenette ‘in dekorasyonu ve tarzından hoşlandığım için , her ne kadar dolulukla ilgili problem yaşasalar da ( -ki yerinden kaynaklandığını düşünüyorum . Bu da kendi seçimleri !. ) servis ve kalitelerinden ödün vermediklerini düşündüğümden arada bir uğramaktan zevk aldığım noktalardan. Oturup bir pizza söyleyip , bazen limonata bazen de fesleğenli ayranımı yudumlayıp D&R dan aldıklarımı karıştırmak için ideal bir yer. Kitchennette’de pizzam geldikten sonra lezzet ve ritüeli bakımından acı aromalı bir zeytinyağı servisi vazgeçilmezimdir.

Son ziyaretimde dikkatimi çeken bir durum oldu. Masama oturdum , her zaman ki gibi pizzamı sipariş ettim. İçecek ve servisler geldikten bir sure sonra sunulan pizzam da her zaman ki ki gibi harika görünüyordu. İstememe gerek kalmadan elinde , içerisinde acılı zeytinyağı bulunan şişesiyle servis elemanı geldi ve isteyip istemediğimi sordu. Ben de kendisinden sakıncası yoksa masa da kalmasını istedim. Hatta bir de açıklama geregi duyarak , bu zevki sevdiğimi dilim dilim lezzetlendirmekten hoşlandığımı belirttim. Elbette diyerek masama bıraktı. Hayli acıktığımdan pizzaya kötü davranarak ! yemeye başladım. Birkaç saniye sonra gelen servis personeli arkadaşımız her şeyin yolunda olup olmadığını sordu. Herhangi bir sorunum olmadıgından olumlu cevap verdim. Sonra masanın kenarına gidip sessiz ve çaktırmama tavrı içerisinde zeytinyağı şişesini alarak uzaklaşmaya başladı. Ben tekrardan seslendim ve durumu anlattım. O arada ileride duran sanırım yönetici konumunda ki bir bey “tamam tamam kalsın bırak masada “ v.s gibi şeyler söyledi !. zeytinyağı şişesi geri geldi. Gerçekten şaşırdım. Durumu anlamadım. Ancak yaşanılan durumun tesbiti başka bir şise olmamasından kaynaklanıyor gibiydi. Asıl şaşırtıcı olan da bu bence . Kitchennette , Antalya olarak nasıl planlar yapıyor bilmiyorum ama umarım , gitmek üzere toplanan veya evden çıkmaya hazırlanan kiracı gibi eşyalarını topladığından ve gitme hazırlıkları yaptığından bu durumda değildir.

Tarz ve lezzetiyle onlara daha bol kazançlar diliyorum ama bu tip konular bence bulundukları çıtaya göre çok alt seviyelerde kalıyor. Gezmeye devam. Uzaklara gidecek zaman olmadığında etrafımızda o kadar çok gidilecek yakın yer var ki.. Yollardan vazgeçmeyin..

 

Gezilerimiz de kimi zaman mesafelerin de uzak olmasıyla uçak kullanma zorunluluğu ortaya çıkıyor. Her ne kadar sevimli ulaşım araçları gibi bir his uyandırmasa da bende kazandırdığı zaman ve bazı konforları tercih edilmelerine yol açıyor.

Uçağa binmenin zorluklarının başında ise ise uçaktan ayrı yaşananlar geliyor. Yani öncelikle havaalanına ulaşımla başlayan zorluklar , havaalanlarının bitmez tükenmez güvenlik kontrolleri , c/in sırasında ki sıra beklemeyle başlayan ve yer hizmeti veren şirketlerin “lütfen” iş yapan kontuar görevlileri ile yurt dışına çıkıyorsanız eğer bir de pasaport sırası ve kontrolü sıkıntılı anlar yaşatıyor. Devamlı bir geç kalma psikolojisi eğer bir de bağlantılı bir uçuşunuz varsa dengenizi bozuyor. Bu yüzden daha uçuşun başlamasına saatler kala başlayan eziyet , uçağa geçince ( eğer zamanında kalkış verilmiş ve herhangi bir gecikme yoksa ) son buluyor. Bütün o yaşananlar unutulup koltuğunuza kurulmanızla ayrı bir dünya ve gideceğiniz yer ile ilgili düşünceleriniz alıyor birden aklınızı.

Havayolu firmaları ile ilgili değerlendirme yaparken bazı standartları aklımızdan çıkartmadan elma ile armudu karıştırmadan değerlendirme yapmanın önemini belirtmek istiyorum. Eskiden sayılı havayollarının değerlendirmesi , karşılaştırılması yapılırdı. Sonrasında tarifeli sefer yapan çoğunluğunu devlet destekli havayollarının aldığı bir konfor değerlendirmesi aldı sırayı. Charter sefer yapan firmalar girdi araya sonra. Devlet adına uçuşlar yapan konforlu , kar etme ana amacı olmadan devletin prestiji için yapılan uçuşlar özel havayollarının da tarifeli seferler yapmasıyla iyice rekabete yöneldi. Baktılar pabuç zor hizmet ve fiyat dengeleri konuşmaya başladı. Ucuz maliyetli Low cost havayolları tüketicinin ilgisini çekerken bir de servis durumlarını ve fiyat dengelerini çeşitli boyutlara taşıyan charter firmalarla zincir tamamlandı.

 

 

Konumuz havayolu taşımacılığının tarihini anlatmak değil elbette. Kullandığımız havayolları içerisinde tavsiye niteliği taşıyan birkaç öneri yapmak sadece . Bunlara tarifeli havayolları ile başlayalım.

Türk hava yolları servis bakımından önde yer alıyor tabii ki. Zarar etme lüksü bulunduğundan kaliteden ödün vermemek adına iyi bir hizmet sunuyor. Bu hafta deneme fırsatı bulduğum Avusturya havayollarından çok memnun kaldım. Güler yüzlü , hayli bakımlı , profesyonel davranışlar içinde bulunan bir uçuş personeli uçağın içine girdiğiniz andan itibaren bakışınızı olumlu yöne çeviriyor. Uçağın içinde ki temiz hava , koltukların şıklığı ,iyi bir servis , güzel bir sunum ve lezzetli yemekler devamlı içecek ikramı çekici özellikler. Ancak her şeyden önemlisi işinden zevk aldığını belli eden mutlu , güler yüzlü bir personel.

Ne kadar iyi bir hizmet verseniz de personel bu işin lokomotifi. Her şeyi bir an da berbat edebileceği gibi , kötü giden bir çok şeyi örtbas edebilir. Avusturya havayollarını ( austrian airlines ) başarılı işletmesinden dolayı tebrik ediyorum. Belirli noktalarda Türk Hava Yollarından tercih edilebilecek noktaları sergiliyor. Sıkı bir yarış , iyi bir rekabet daha iyiye ulaşmak için iyi bir yoldur. Rakibin iyi ise sen de iyi olmak zorundasın!

 

Bu klip Başka türlü bir şey !.. ellerinize sağlık dostlar..İsmail ÖZGER & Özcan BOSTANCI yüreklerinize sağlık.. başka , bambaşka Bir dünya turu hikayesi..

 

23 Mart – 05 Nisan 2012 tarihleri arasında TERRACITY alt katta “yaşamın tanıkları” konulu fotograflar sergileniyor. Yine gittik gördük , görülmesi gerektiğine inandık ve sizlere aktarıyoruz.

 

 

 

Birden hızlı hızlı gezilip dolaşıldığı için sayıca az hissi veren , ancak aslında çok hisler veren! oldukça emek verilmiş, saygıyla izlenecek, sadeliğiyle hissettirecek bir sergi. Anfok Antalya Fotoğrafları sergisi. 13-20 mart arası terracity alışveriş merkezinde. Gezdik gördük. Emeklerinize saglık , ışığınız bol olsun ANFOK..

13-20 mart / Terracity -1 kat

;

20120313-234745.jpg

;

20120313-234758.jpg

;

20120313-235006.jpg

” Yaban Keçileri ” grubu ile Kozan – pednelissos , uçansu 2 ve 1 şelaleleri yürüyüşüne katıldık 04.03 pazar günü.. birşeyler karalamadan önce , merak edenlere resimleri facebook sayfamızda.

 

facebook/kesfet.tv

 

 

Hafta sonu adı verilen günlerimi, tatil amacının dışında hobilerime , aileme ve yaşam tarzıma ayırabilmek ayrı bir haz veriyor bana. Tabii ki bu kısıtlı zamanlar da gezmek , doğaya çıkmak önemli yer oluşturuyor. Gezilerin en zor ama en güzel yanlarından birinin, alınan notları yazıya dökerek birilerinin okumasına sunmak olduğunu düşünüyorum. Ancak en önemli zamanı da yazmak ve çekilen fotoğrafları değerlendirmek alıyor. Modern yaşamın , yaşadığımız dünyayı acımasız bir hale soktuğu günlük akış, bize fazla zaman bırakmıyor maalesef!.

 

Bu hafta da onlardan biriydi. Her zamankilerden yani. Tüm haftanın kötü etkilerinden arınmak amaçlı bir hafta sonu. Kimi zaman evde olmak bile yetiyor. Çeşitli hobi ve aile gezilerinin arasında,  hafta içi alınan yüksek doz gürültülü negatifliklerden kaçmak için, oturduğum bilgisayarımın karşısında dolaşmaya başladım life-style blogları. Birçok konuyu işleyen tematik , gönül işi blogları not aldım. “Kaşifin Günlüğü”nde, internet’te gezinmenin de  bir çeşit keşif olduğunu düşünerek  , emek ve daha da önemlisi heyecan gördüğüm için bazılarından, gün be gün bahsetmek istiyorum.Kendilerini anlattıklarından , kesfet.tv gibi gönül işi olduklarından ve emeklerine duydugum saygıdan,  detaya girmeden , kendi anlattıkları ile linklerini vererek paylaşmayı tercih ediyorum.

 

Oscar ödül törenlerinin olduğu gece gezinirken tesadüfen karşıma çıkan Filmloverss onlardan biri işte. Seçtikleri günlüklerinin konusu güncel kalmayı zorunlu tutan, güncellenmediğinde sadık ziyaretçilerini kaybetme riski taşıyan oldukça kolay ve zevkli , ancak herkesin bir fikir ve görüşünün olduğu zor bir tema. Film dünyası!.

 

Fazla söze gerek yok , kendilerini şöyle anlatmışlar.

 

“     Blog dünyası oldukça hızlı akan bir alem; hızına yetişmek, güncel bilgi almak ve sunmak neredeyse imkansız diyebiliriz. Bir merakla başlayan çabamızı eğlenceye dönüştürmek, monoton iş hayatımıza farklı bir tat katabilmek için çıktığımız bu yol bizi beklemediğimiz noktalara getirdi. İki kişi olarak başladığımız bu yolda aslında etrafımızda ne çok filmloverss olduğunu gördük ve hepsinden ayrı ayrı destek aldık. Bu destek sayesinde filmloverss 4 kişilik bir ekip haline geldi. Bugüne kadar yapılmış tüm filmleri izleme isteğiyle yanıp tutuşan ekibimiz belki de günün birinde bu dileğimizi gerçekleştirebilir. Ama o zamana kadar size sunabileceklerimiz izlediklerimiz ve vizyon haberleri ile sınırlı olacak.  “

 

Bir uğrayın bence…FilmLoverss

 

20120218-151015.jpg

16 şubat’ta başlayan Tüyap kitap fuarının Antalya ayağını hem heyecan hemde merakla ziyaret ettim. Kitap fuarının Antalya’yı gerçekten büyükşehir yapacak önemli bir aktivite olduğunu düşünüyorum. 2011 içerisinde Konyaaltı belediyesi tarafından düzenlenen kitap fuarının ardından ulusal çapta önemi olan TÜYAP kitap fuarının cam piramit de açılması önemli bir ilerleme.

Fuarın en önemli eksikliği talebi hesaplayamamış olmasıydı sanırım. Cam piramit alanının yetersizliği nedeniyle olağanüstü bir kalabalık vardı. Antalya ilinin kitap okuma oranının yüksek seyretmesi ve fuar alanının ulaşılabilirliği ile birlikte özellikle hafta sonu kalabalığı etkileyici idi. Fuar tarihinin daha sıcak olan aylara denk getirilmesi  ile daiyi sonuçlar alınabileceği kanısındayım. Sıcak aylardan kastım elbette Temmuz ve Ağustos ayları değil. Nisan ortalarının ideal bir dönem olduğunu düşünüyorum.

 

20120218-150758.jpg

 

20120218-150848.jpg

 

Fuarda 60 – 70 arası yayıncı standı vardı.Büyük yayıncıların standları önemli kalabalıkları ağırladı. Leman , uykusuz , penguen mizah dergilerinin standlarında ki kalabalıklar protest – popüler yayıncılığın sonucu olarak güzel resimler veriyordu. İndirimli olarak sunulan ürünler ise alışverişin boyutunu önemli ölçüde artırdı. Öyleki pahalı kitap kavramını ortadan kaldıran indirimler sözkonusu idi. Fuarın ziyaretçilerinin büyük çoğunluğunun ellerindeki torba ve çantalarda ki satın alınmış kitap sayısı özellikle dikkatimi çekti.

Önemli yazarların da imza ve söyleşilerle okurlarla buluşmaları güzel görüntüler verdi. Antalya’nın şehir olarak kültür ve sanat hayatında önemli değişiklikler yaşanıyor son bir yıldır. Ciddi boyutta tiyatrolar, söyleşiler,edebiyat etkinlikleri , opera ve bale festivalleri düzenleniyor. Önemli konuklar katılıyorlar. Müzik festivalleri düzenleniyor . Turizm hareketi dışında şehirde yaşayan büyük nüfus için bunlar bir şehirin yaşam kültürü oluşturmasında önemli etkenler. Sahip çıkmak hepimizin görevi.

Tüyap kitap fuarı ile başlayan bu yeni heyecan umarım hep devam eder. Antalya için yeni bir çağ başlıyor. Kültür ve sanata olan bakış açısı,turizmin başkentine daha bir güzellik katacaktır. Emeği geçenlere gönülden TEŞEKKÜRLER…

 

 

 

20120218-150911.jpg